17 Şubat 2017 Cuma

Zamanın Genleşmesi Üzerine

Zamanın Genleşmesi Üzerine

Etraf karlı, soğuk… Kar olunca hayat yavaşlıyor. Gün boyu izlediğim trenler kaza yapmamak için daha yavaş hareket ediyor. İnsanlar düşmemek için dışarı çıkmıyor ve trafik de daha seyrek… zamanı yavaşlatan bir örtü bu kar.

Hem dondurucu bir yanı var, hem de zamanı genişleten bir yapısı. Hayvanlar kış olduğunda uyurlar, karın nabzı yavaşlatan, uyku ile uyanıklık arası bölgeye çeken bir yanı da yok mu?

İnsanlar, sıcak evleri, barınakları ve işyerleriyle tam olarak kara teslim olmadığı için belki de zamanın genleşmesini çok da yakalayamıyorlar.

Anın içinde anı görmüyorlar, koşturmalarına devam ediyorlar. güneş ile yerkürenin mesafesinin azalmasının kışı ve bu zaman genleşmesini getirdiğini düşünürsek, güneşin zamanın belirleyiciliği ve güneş olmayan ortamda zamanın yokluğu da daha belirgin hal almaz mı?

Bu durumda ışık ile zaman birbiriyle var olabilen iki etken… Karanlık alanda zaman da geçmek bilmez, uyanık olsak da ne zamana dair bir belirteci hissedebiliriz, ne de saate baktığımızda onu görebiliriz.

Nefes alışverişlerimiz değil midir bizi yaşar kılan? Neden mekanik bir destekleyiciye ihtiyaç duyarız? daha hızlı nefes alıp verdikçe, zmana da daha hızlı akıp geçer.

Daha dingin bir haldeyken, zaman da çok yavaş ilerler. Bu durumda saat aslında biz olmalıyız; çarklardan oluşan ve kurulu bir yay gibi bize zamanın -öyle olmasa da, reel akışını vurgulayan endüstri toplumundan arta kalan bir metal yığınına neden bizim ihtiyacımız var?

Nefes, yaşamdır. Nefes, andır. Nefes, varlıktır. İlla bir ölçüm gerekiyorsa bunun nefesle olması daha sağlıklı sanki. İlelebet muğlakiyet…

0 yorum:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Yeraltı Yazıları on Feedburner Yeraltı Yazıları on Google+ Yeraltı Yazıları on Youtube Yeraltı Yazıları on Facebook Yeraltı Yazıları on Twitter Yeraltı Yazıları on Pinterest