5 Kasım 2017 Pazar

Çoktan Seçmeli Hayatlar

Çoktan Seçmeli Hayatlar 

Çok seçenek olması problemleri beraberinde getirir ve getiriyor.

Sınavlarda karşımıza çıktı çoktan seçmeli sorular.

Bir soru vardı ama o soruya ait cevap birden fazla seçenek arasında saklanıyordu.

Soruyu anlayan ve çözebilen için seçenekler bir anlam ifade ediyordu ancak öyle sorular soruldu ki, daha seçeneklere geçemeden donakaldı yarışmacılar.

“Çoktan Seçmeli Hayatlar” başlığını uygun gördüm bu yazı için.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla insanlar çoktan seçmeli bir hayat içerisinde olmanın sıkıntısını yaşıyor.

Peki ne demek istiyorum bu çoktan seçmeli hayat yaklaşımıyla.

Sınavlarda uygulanan çoktan seçmeli yaklaşım nedeniyle ve bu sınavlarda verilen mücadelenin bireyleri bireyselliğe itmesi nedeniyle meydana gelen bir durum; çoktan seçmeli hayatlar.

Sürekli olarak çoktan seçmenin sonucu herhalde.

Belki de bir soru ile karşılaşma ihtiyacı ve bu soruya birçok seçenek arasından cevap verme refleksi.

Üniversiteye girmek, okulda başarılı olmak, okul değiştirmek, yabancı dil sınavına girmek ve daha niceleri.

Ön koşul olarak çoktan seçebilmeyi gerektiren eylemler.

Bu yollardan geçen birinin kısaca yaşken eğilmiş birinin okul sonrası hayatında başarılı olması zor olabiliyor.

Neden?

Gayet basit!

Tam tanımlı bir soru ve ona cevap olarak işaretleyeceği birçok seçenek görmeye alışmış bir kişi nasıl başarılı olabilir?

Olamaz bence olamaz!

5 veya 4 seçenekten 1 tanesini doğru olarak bulmaya programlanmış bireyler sorunun ve seçeneklerin net olmadığı bir ortamda nasıl başarılı olabilir?

Olamaz! “Kurtlar sofrası” deniyor, “herkes birbirinin açığını kolluyor” deniyor, “dost bile dostunu kazıklıyor” deniyor ve daha neler neler.

Bu durum beraberinde ne getiriyor?

İş hayatını, gerçek hayatı ve daha nicelerini modelleyemeyen bir büyüme süreci beraberinde problemler getiriyor.

Yeni mezun olan ve hatta uzun seneler geçtikten sonra bile kişiler karar vermekte, seçenekleri değerlendirmekte zorlanabiliyor.

Seçenekler zorluyor insanları.

Karar vermek zorluyor.

Maceraya atılmak ve denemek zorluyor.

Kendi kendini kandırarak aslında kolay olana yöneliyor.

Çünkü hep soru belliydi ve doğru cevap seçenekler arasındaydı.

Neden yazdım ben bunları?

Anlatmak istediğim ne idi?

Aslında bir gözlemimi paylaşmak istedim!

Ancak ifade etmemde fayda var ki, seçenekler çoğaldıkça yaşamak zorlaşıyor.

Değerlendirmek insanın işine gelmiyor.

Değerlendirdiği seçeneklerin ve verdiği kararların arkasında durmak çok büyük bir sorumluluk olabiliyor bir birey için.

En önemlisi, çoktan seçmeli hayatın zor olmasının nedeni; verilen kararın, işaretlenen seçeneğin yanlış olduğu durumda sonuçlarına katlanamamak veya o riski alamamak olsa gerek!

Çünkü her zaman 3 yanlış 1 doğruyu götürmüyor.

Bazen 1 yanlış tüm doğruları götürebiliyor.

Peki ne yapmak lazım?

Bilemiyorum.

Belki de basit bir birey olmak lazım.

Tek seçeneği olan ve yapabilecekleri belli/sınırlı olan, korkan veya at gözlüğü takan.

Belki de seçenekleri değerlendirmemek lazım.

Sadece mevcut veya hedeflenen işe odaklanmak.

Belki de hayal kurmamak lazım.

Kendinden en ufak bir pırıltı katmayan ve sadece yazılan senaryoyu oynayan bir oyuncu gibi.

Belki de en kolay yolu seçmek lazım.

Sahip olunan ile ilerlenebilecek en kolay yolu.

Bilmem.

Bu cevap seçenekler arasında var mıydı?

0 yorum:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Yeraltı Yazıları on Feedburner Yeraltı Yazıları on Google+ Yeraltı Yazıları on Youtube Yeraltı Yazıları on Facebook Yeraltı Yazıları on Twitter Yeraltı Yazıları on Pinterest