5 Kasım 2017 Pazar

Evlilik Derken?

Evlilik Derken? 

Son günlerdeki politik meselelerden bir nebze de olsa uzaklaşıp, insan ilişkilerine değinmek istedim bugün. Gençlerin korkulu rüyası, korkulu demeyelim de tepeden baktığı, istemem yan cebime koy dediği, toplumun en küçük birliği ailenin oluşması için gerekli olan "evlilik"ten bahsedeceğiz.

Evliliği kabul etmek için önce insanın içindeki bencilliği yenmesi gerekiyor herhalde! Bir kere her şeyin paraya denk getirildiği bu yaşam alanında, paranızı iyi günde ve kötü günde paylaşacağınız bir insanla "bir ömür boyu" için imza atıyorsunuz! Bunu göze alacaksınız.

Kendi ailemden gördüğüm buydu. Birikmiş paranın evde nerede olduğunu küçüklüğümden beri hep bildim mesela. Doğru olan da bu değil mi? Ama çalıştığım iş yerinde gördüğüm bir gerçek var, erkeklerin, eşlerinin bilmediği kredi kartları, bu adamların gizli banka hesapları ve hatta kredi borçları var. Nerede kaldı evliliğin harcını oluşturacak dürüstlük?

Dürüstlüğün her zaman evliliği sağlamlaştırmayacağı söylenebilir. Ancak unutmamak gerekir ki eğer ortada bir yalan var ise dürüst olmak sorun çıkarır. Siz doğru iseniz dürüst olmanız size eksi puan yerine artı puan getirecektir, getirmelidir!

Para konusu böyle iken, asıl insanın içini yiyen ve hala evliliklerin son bulmasında baş aktör olan "sadakat" konusu var bir de.

Sadakat üstüne saatlerce tartışabiliriz. Sadakat denen şeyin "aldatmak" düzleminde olmadığını da kanıtlayabiliriz hatta. Bunun nedeni sadakat dediğimiz şeyi biz insanoğlunun kendi kafasından üretmesinden kaynaklanıyor. Binlerce yıl öncesinden bugüne gelindiğinde, hem insanoğlunun geçirdiği düşünsel evrim, hem de toplumsal evrim sonucunda geldiğimiz nokta, tek eşliliği ahlaki görmekte. Elbette bunun genel geçerliliği yok, bizim ahlakımız berikinin ahlaksızlığı.

Genel anlamda düşündüğümüzde, toplumdan topluma değişen ahlak kuralları sonucunda neden-sonuç ilişkileri kuran bir beyine sahibiz. Elbette insanın düşünen bir varlık olmasından dolayı kendi ahlakını kendisi de oluşturabiliyor! (peh) Uzun lafın kısası, Dünya üzerinde yaşayan gerçekten baş belası yaratıklarız!

Doğaya baktığımızda ise,

Doğada bir sadakat duygusu yok ki. Bazı canlılar çiftleştikten sonra erkeği öldürebiliyor bile! "İnsan doğası" diye bir kısıtlama getirmemize şaşmamalı!

Sadakat düzleminde ahlak ve beraberindeki "aldatmama" eylemi, göze alması en zor şart herhalde evlilik için. Bir kere doğaya karşı çıkıp tek eşliliği seçeceksiniz. Erkekseniz işiniz yine bir nebze kolay, "çapkın" diye anılırsınız içten içe. Ama kadınsanız kibarca, "fahişe" olacaksınızdır! Bu konuyu bence son derece pratik ve güzel anlatan Arthur Schopenhauer'un "Aşkın Metafiziği" kitabı okunmalı.

Aldatan erkeğe, kadına ne kadar saygı duyulmalı evlilik kurumu içinde? Şöyle diyelim, eşinin ruhu duymadan aldatan erkek/kadın (farketmez) ne kadar doğrudur? Bir yandan evliliğinin devamını isterken bir yandan da insanlığın ilk gününden beri var olan en ilkel benliği olan "id"i ile barışık olamaz mı?

Kimileri "aşık insan aldatmaz" der. Kendince doğrudur elbette. Ben de böyle düşünenlerden olsam da, yine aynı yere geliyoruz.

Ahlak!

Toplum içinde kimileri için sapkınlık olarak değerlendirilebilecek "eş değiştirme" veya ingilizcesi "swinger" ortamlarında bir çekmecede bu çiftlerin evlilik cüzdanı bulunmuyor mu? Bu kişiler birbirine aşık değil mi? Onlara sorarsanız, "delicesine aşığız birbirimize" cevabını almanız çok olasıdır.

Karışık gibi gelse de aslında hiç bir şey karışık değil. İnsanlar bu tarz aykırı ilişkilerini, sistem içinde yarattıkları kendi özel alanlarında yaşadıkça, "bana ne yahu" diyorum ben!

Evlilik için "aldatmamak" gereğinin de ne kadar göreceli ve yoruma açık, içinden çıkılamayacak bir halde olduğunu da böylece görüyoruz! En azından benim için göze alınamayacak bir şey bu. (şimdilik)

Özellikle taşrada evlilik "aile kurmak" anlamına gelmekte. İşin bir de bu yönü var. Metropol yaşamında evliliği, birbirini deli gibi seven insanların birbirinden hiç ayrılmayacak bir ikili olmasının antlaşması olarak yorumlayabileceğimiz gibi, taşrada bu, çocuk yetiştirmek, soyu devam ettirmek gibi anlamlara da gelebilmekte. Taşradaki görücü usulü evliliklerin sayısının fazla oluşunun başka ne açıklaması olabilir ki?

Görücü usulü evliliklerin, sevişerek yapılmış olanlara göre daha dayanıklı olduğu bir gerçek aslında, en azından dışarıdan bir aile görüntüsü vermek açısından. İçeride kopan fırtınaları bilemeyiz. Yaşanılan depresyonları, kırgınlıkları, yalnızlığı... Mantık evliliği deniyor şimdi bu tarz evliliklere. Aşk gibi mantıksız bir işe mantık karıştırmak ne kadar akıl karıdır? Bilemiyorum, herkesin kendi hayatı, kendi seçimler diyerek sıvışıyorum aradan!

Bir diğer önemli konu, sorumluluk! İşte bu tartışma götürmeyen bir şey. Mağara yaşamlarımızdan bugüne kadar gelen sosyal meselelerimizden birisi. Mağara yaşamında erkek, avlanır, kadınını, çocuklarını korur sahiplenirdi! Modern yaşam içinde şeklen şemalen tüm bunlar değişse de, erkek, kadın farketmez, sorumludur birbirlerinden. Bir başkasının sorumluluğunu alarak kısıtladığınız kendiniz ise ayrı bir roman konusu olabilir. Üstüne bir çocuk, bir çocuk daha... Maşallah!

Evlilik ile kısıtlamaya başladığınız kendi özgür alanınız, büyüyen aile ve artan sorumluluklara ters orantılı bir şekilde daralacaktır!

3 haftalık tatil planlarınız, 1 haftaya düşecek mesela. Almak istediğiniz plazma tv'yi çocuğunuzun okul taksitini düşünerek erteleyecek ve hatta hiç alamayacaksınız! Kendi ayakkabınızın altı delikken, önce çocuğum, eşim diyerek onlara ayakkabı alacaksınız... Örnekler çoğaltılır elbette ama sonuç olarak KI-SIT-LA-NA-CAK-SI-NIZ !

Şimdi sormak lazım, "Değer mi?"

"Bekara karı boşamak kolay" derler halk arasında. Benim de yaptığım bu oldu bu yazıda.

Annem, ben eşşek kadar adam olsam da, beni gördüğünde yine "iyi ki doğurmuşum seni oğluşummm" diyerek bağrına basacak beni.

Babam, "Evlat özledik, ne zaman geliyorsun yahu" diye sormaktan vazgeçmeyecek hiç bir zaman. Kendi hayatlarını kısıtladıkları yetmezmiş gibi bir tane de çocuk yapmış insanların hali böyle işte!

Şimdi tekrar sormak lazım "Değer mi?" diye.

Ben bilemedim valla. Bir müddet daha da bilmek gibi bir derdim yok!

Saygılar efendim.

1 yorum:

  1. Evlilikte dürüstlük ön kuraldır. En önemlisi dürüst olmaktır. Diğer şeyler zamanla kendiliğinden oluyor ama dürüst değilsek her şey boş...

    YanıtlaSil

Sosyal Ağlar

Yeraltı Yazıları on Feedburner Yeraltı Yazıları on Google+ Yeraltı Yazıları on Youtube Yeraltı Yazıları on Facebook Yeraltı Yazıları on Twitter Yeraltı Yazıları on Pinterest