5 Kasım 2017 Pazar

Geleceğin Mesleği Yalanı

Geleceğin Mesleği Yalanı 

Özellikle sınav dönemlerinde gündeme gelen bir konu vardır. “Geleceğin Meslekleri”. Sınav öncesi, sınav sonrası ve hatta, eğer var ise, tercihlerin son saniyesine kadar geleceğin meslekleri tartışılır.

Eğitim hayatımız boyunca yaptığımız her çalışma, derslere gösterdiğimiz yakınlık, çoğunlukla ezber yeteneği, belirli süre içerisinde kutucukları doldurma yeteneğimiz ve benzeri çok sayıda değişken hayatımızın büyük bir bölümünü etkilemekte. Bu etkilerin her birinin ne kadar anlamlı olduğu veya küçük yaşta gösterilecek eğilimlerin ne kadar doğru desteklenerek şekillendiği ise başlı başına bir tartışma konusu.

Gençlerin gelecek kararını, yukarıda ifade ettiğim karmaşık ve kağıt üzerinde toplanamayacak formülvari etkileşimler etkilerken “geleceğin mesleği” başlıklı çalışmalar da derinden etkileyebiliyor.

Öncelikle “genç” ve “gelecek kararı” tanımlamalarına biraz açıklık getirmem gerekiyor;

Genç ilk paragraf içerisinde ifade ettiğim, hayatımız için belirleyici olan sınav veya sınavlar ile mücadele edenler olarak görülebilir. “Hayat bir sınavdır” ve “aslında her yaptığımız hayatımız için belirleyici” yaklaşımlarını bir kenara bıraktığımızda öğrenci seçme sınavı, özel okullar sınavı, anadolu liseleri sınavı, dil sınavları gibi çok sayıda sınavda elde ettiğimiz sonuçlar aslında hayatımızı derinden etkileyen sınavlar olabiliyor.

Gelecek kararı ise eğitim meslek, bulunduğumuz ve/veya bulunacağımız yer, yaşam şeklimiz gibi önemli yaşam bileşenlerimizde değişikliğe neden olacak karar olarak ifade edilebilir.

Günümüzde gelecek kararı verecek olan gençler incelendiğinde iki ana grup görülecektir;

Bir numaralı grup içerisindekiler ne yapacağından ve hedeflerinden emin olan kişiler bulunmaktadır. Bu kişiler hedefleri doğrultusunda hareket eder ve hedefe ulaşmak için çaba gösterirler. Hedef bir hayal olabilir veya bir kişiye özenilebilir veya günün koşulları belli ve değerleri sonucu şekillenmiş olabilir. Ancak önemli olan kişinin bir hedefi olması ve o doğrultuda hareket ediyor olmasıdır.

İkinci grup içerisindekiler şaşkınlık ve belirsizlik yaşayanlardır. Destek yetersizliği ve/veya hedef belirleyememe en büyük problemleridir. Gerekli destek verilse, doğru yönlendirilseler belki de çok başarılı olacak insanlar bu şaşkınlık ve belirsizlik içerisinde serseri kurşun gibidir. Sonuçta ulaşılacak kişiye yarar sağlayacağı gibi zarar da getirebilir.

Hangi grup incelenirse incelensin önemli olan doğru yönlendirme ve bilinçlendirmedir. Kişilerin niteliklerine ve becerilerine göre yapılmayan tercih felaket ile sonuçlanabilir. Kariyer, huzur, başarı, mutluluk ve benzeri doğru tercihlerin sonucunda elde edilebilir. Şans ve fantastik tesadüfler değerlendirilmemelidir.

Yazımın konusu olan “geleceğin meslekleri yalanı“na dönelim. Desteğin ve yönlendirmenin her iki grup genç için önemli olduğundan bahsetmiştim. Tercih ve sınav sürecinde yapılan son dakika bilgilendirmelerinin de etkileyici olduğundan bahsetmek gerekir. Nitekim, tercih konusunda yardımcı olanlar, bilip bilmeden atıp tutanlar ve benzeri çok sayıda etken son dakikada kişilerin tercihlerini etkileyebilir. Benzeri bir son dakika etkisi “geleceğin meslekleri” başlıklı çalışmalarda göze çarpmaktadır.

Geleceğin mesleği çalışmaları;

o gün için popüler olan,
mevcut durum ile yarın popüler olması beklenen,
bugün ihtiyaç duyulan ve
bugün çok kazanan
meslekleri sıralayan bir çalışmadır.

Ancak çalışmanın başlığı bile şaibelidir. Geleceği bu denli tahmin etme, öngörme becerisinin mantıklılığı ve hatta geleceğin ne getireceğinin belirsiz olduğu düşünüldüğünde sadece alışveriş listesi olarak düşünülebilir.

Çalışmanın içeriğine göre o gün başarılı olan veya yakında patlama yapması beklenen bir mesleğe ulaşmak için eğitimine yeni başlayan kişinin senelerini vermesi gerektiği düşünüldüğünde zaten anlamsız olduğu ortaya çıkacaktır. Kaldı ki geleceğin mesleği için ülkemizdeki kontenjanda önemlidir.

Acaba günümüz meslekleri için ne kadar imkan vardır ki geleceğin meslekleri için yorumlar yapılabilsin? Devam etmek gerekirse her bir meslekte bulunan sayısız kişinin aynı koşullara sahip olmadığı da bilinen bir gerçektir.

Çalışmanın vurucu başlığı ve içeriğindeki toz pembe tablolar çekici olabilir. Yönlendirilmemiş ve desteklenmemiş kişiler için etkileyici olabilir. Hatta hedef olarak seçilebilir. Ancak bu çok tehlikelidir!

Bir gence, bu kişi kim olursa olsun, yapılabilecek en büyük kötülük yanlış yönlendirmedir. Kişinin yetkinlikleri, nitelikleri, yapabilecekleri ve daha birçok özelliği bir kenara atılarak bu şekilde itmektir. Tabii ki her bir birey için birebir destek olmak veya yönlendirmek hayal gibi gelebilir. Ancak olması gereken budur. Büyük iş ve hayat kazalarının önüne geçmenin en önemli yolu doğru yönlendirme, bilgilendirme ve desteklemedir. Günümüzde çok sayıda öğrenci ve çalışan, aldığı eğitimden, mesleğinden, hedeflerinden, yaptıklarından, yaşadıklarından dolayı pişmanlık duymaktadır. Bu durum çok ama çok acıdır ve büyük bir yanlışlığa işaret etmektedir. Bu tabloya bakıldığından başarı ve ilerleme nasıl beklenebilir? Huzur, mutluluk, birliktelik ve problemlerin çözülmesi nasıl hedeflenebilir?

Çok basit iki örnek ile konuyu desteklemek istiyorum. Bilgisayar mühendisliği geleceğin mesleği idi bir zamanlar. Belki halen öyledir. Ben bir Bilgisayar Yüksek Mühendisiyim. Doğal olarak benim gibi bilgisayar mühendisi olan çok sayıda arkadaşım da var. Ben bu seçimi hayalim ve hedefim olduğu için yaptım. Ancak seçimini bahsettiğim “geleceğin mesleği” başlıklı araştırmalar ile yapan tanıdıklarımda oldu. Sonuç tam bir hüsran. Ben bu seçimi yaptığım için mutlu olabilirim ya da en azından aşırı pişman değilim ancak rahatlıkla ifade edebilirim ki kesinlikte geleceğin mesleği gibi bir rüya içerisinde değiliz. En azından ülkemizde. Sonuçta günümüzde bir bilgisayar mühendisine bilim işçisi olarak bakılıyor. Bilmeyenler için oturup iki (2) satır kod yazarak işlerini bitiriyor ama yorumlar detaylandırıldığında neredeyse teknisyen hizmetleri bekleyenler bile oluyor. Tabii ki çok büyük başarılar elde etmiş kişiler vardır. Fakat bu başarılar başta bahsettiğim gibi şans faktörünü bir kenara bıraktığımızda zaten o kişilerin başından beri hayalleri ve hedeflerinin net olmasının sonucu değil midir ? Bir başka geleceğin mesleği genetik mühendisliği idi. Ülkemizde kaç kişi genetik mühendisi olabildi ve ne imkanlar ile çalışabildi ? Elde ettikleri başarılar bilgisayar mühendisleri gibi kaç defa gündeme geldi ? Bir (1) veya iki (2) ?

Geleceğin mesleği diye bir meslek yoktur. Geleceğin mesleği denildiği andan itibaren akına uğrayan meslek vardır. Bu tanımlama son derece yanlıştır. Doğrusu; günümüz koşulları ve ilerlediğimiz yol düşünüldüğünde ihtiyaç duyulabilecek mesleklerdir. Ancak yarın atılacak bir adım ile tamamen hüsran olacak bir meslekte olabilir.

Araştırılması ve incelenmesi gereken o kişiye, o gence özel/uygun meslektir. Geleceğin mesleği değil, o gencin geleceğindeki meslektir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Yeraltı Yazıları on Feedburner Yeraltı Yazıları on Google+ Yeraltı Yazıları on Youtube Yeraltı Yazıları on Facebook Yeraltı Yazıları on Twitter Yeraltı Yazıları on Pinterest