10 Ocak 2018 Çarşamba

Tüketimin Çocukları İletişimsizlik Ustaları

Tüketimin Çocukları İletişimsizlik Ustaları

Geçen yazımızda tüketim toplumu oluşumuzun maddi götürülerinden, ihtiyacımız olmayan ürünleri nasıl almaya yönlendirildiğimizden, nasıl ütüldüğümüzden bahsetmiştim.

Bu yazıda ise insan ilişkilerini nasıl tükettiğimiz üstünde duracağız.

Önce şu sözü bir yere kazıyalım, mümkünse aklımıza. "Kolay elde edilen şeylerin kıymeti pek bilinmez." Bu sözün benzeri pek çok uyarı cümlesi, öğüt, sosyal hayatımızda çok fazladır, "Haydan gelen huya gider" de bunlardan birisidir mesela.

Her ne kadar maddiyatla ilgili gözükse de bu nasiyatlar, bunları, çok kolaylıkla sosyal yaşamımızdaki insan ilişkilerine adapte edebiliriz. İçinde bulunduğumuz toplum düzeni öyle bir hal aldı ki artık, insan ilişkileri de bir alacaklı verecekli ilişkisine dönmüş durumda. Karşılıksız bir şey istemek "aptallık" halini alıyor çoğu zaman. Artık en insancıl düşünce "bu işten benim yararım ne olacak?" olmuş durumda.

Bu laçkalaşmanın en büyük sebeplerinden birisi insan ilişkilerinin artık çok kolaylıkla başlayabilmesi ve bitebilmesi. Bu yazının çıkış noktası da bu zaten.

Orta yaş ve üstü yakınlarınızın ilişkilerine bakın, biraz dikkatli incelediğinizde, ilk gözünüze çarpacak şey karşılıklı güven duygusudur. Eğer bir dostluk mevzu bahis ise, "kardeşin kardeşe yapmayacağı" şeyleri birbirlerine yapan insanları görmeniz çok olasıdır. Otuz - kırk hatta elli yıllık evliliklere bakın. Kafanızda böyle bir şeye imza atabileceğinizi canlandırabiliyor musunuz? Ben canlandıramıyorum pek... Elbette kesin yargılar değil bunlar ama çoğunlukla böyle şekillenmekte orta yaş üstü insanların ilişkileri. Karşılıklı güven duygusu ve unutmadan, saygı. Karşındaki insana saygı duymak, saygını ifade etmek çok ama çok güzel bir davranıştır. Akabinde onore olursunuz, yüzünüz güler. Şimdilerde pek alışık olmadığımız terimler bunlar...

Ne peki farklı kılan tüm bu ilişkileri günümüzdeki ilişkilerden? Geçen zaman, değişen toplumsal şartlar beraberinde insan ilişkilerini de değiştirdi. Bu kaçınılmazdı, ama iyi ama kötü bir değişim...

Çok değil, 10 - 15 yıl öncesine kadar, birisiyle bir şeyler paylaşmak, onu anlamak, hissetmek, kısacası o kişiyle yakınlaşmak için yüzüne bakmanız gerekliydi. Bu cesareti göstermeliydiniz. Şimdiyse bu cesarete gerek duyulmadan, bir çığ gibi çoğalan arkadaşlıklar var. Bu çığ gibi büyümenin ve hastalıklı halin en güzel örneğini "arkadaşlık sitesi" adını verebileceğimiz yerlerdeki (yonja, 80630, sosyomat... vs.) yüzlerce kişiden oluşan arkadaş listeleri oluşturmakta. Sadece bir iki "merhaba"dan ibaret olan arkadaşlıklara ev sahipliği yapan bu siteler, içler acısı durumumuzun bir yansıması sadece. Bir diğer ayna ise bu duruma, MSN listelerimiz. Arkadaş listesi yüzlerce olup günlük hayatta görüştüğü kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen bir çok insan tanıyorum. Acı...çok acı...

Teknolojinin doğru kullanılamaması, araç olmak halinden amaç haline gelmesi yüzünden bir dönemin gençliği, bizim gençliğimiz ve gelecek nesil çok ama çok zor durumda. Sağlam temellere sahip olmayan arkadaşlıklar ve hatta dostluklar ne kadar sağlam olabilirse bu neslin ruhsal sağlığı da o kadar sağlamdır. Sorun şurada, bahsettiğim bu sağlıksızlık hali bir müddet sonra standartlaşırsa, bu bir sağlıksızlık olmaktan çıkacak ve “doğru” haline gelecek. İşte kıyamet orada başlayacak.

İnternetin insan ilişkilerine kattığı, yukarıda bahsettiğim göreceli de olsa bir çok insanla tanışma olanağı, insanı bir müddet sonra yalnızlaştırıyor. Bilgisayarın soğuk ama güvenli haline ısınan insanlar, sokaktaki insan ile ilişki kuramamaya başlıyor ki başladı. Çevrenize bakın, erkek arkadaşı/kız arkadaşı internet ortamından olan ile olmayan arasındaki orana bakın. (Tüm bunları internetin sosyal yaşamdaki yerini küçümsediğimden yazmıyorum, sadece yanlış hem de çok yanlış bir şekilde kullanıldığını ve bunun sağlıksız bir durum oluşturduğunu söylüyorum.)

Yüz yüze ilişkiye soğuyan ve bunu beceremeyen bu yeni genç nesil arasında ilişkiler yüzeysel olmaktan öteye gidemiyor artık. Uzun yıllar süren dostluklar artık eskisi gibi olamıyor. Elbette yıllardır tanınan insanlar oluyor ama, güven, saygı gibi olmazsa olmaz şeyler hep eksik kalıyor.

Anlayacağınız neresinden tutarsanız tutun olmuyor. Bir insanı harcamak, bir ilişkiye son vermek artık çok kolay… “Bozdur bozdur harca” tarzında ilişkiler ağı hakim… Cep telefonuna mesaj göndererek ilişkilerinin bittiğini salık veren çiftler mi ararsınız, yoksa chat ekranından ilan-ı aşk edenler mi? Hepsi buradaaa hepsiii!

Bu bit pazarında beşi bir kuruştan olan ilişkiler nasıl yıllara dayanacak? Dayanamayacaklar ki!

Tüketimin çocuklarıyız işte.

Ellerimizde milyarlık telefonlar, içlerinde ise beş kuruşluk aşklar…

0 yorum:

Yorum Gönder

Sosyal Ağlar

Yeraltı Yazıları on Feedburner Yeraltı Yazıları on Google+ Yeraltı Yazıları on Youtube Yeraltı Yazıları on Facebook Yeraltı Yazıları on Twitter Yeraltı Yazıları on Pinterest